6 Ocak 2016 Çarşamba

Masal Okumanın Önemi

 

Masal Okumanın Önemi

Okumak, gözler açık hayal kurmaktır... Gözlerinizi kapatın ve kendinizi bir sahil kenarında hissedin... Denizin sesi, kumun sıcaklığı... Aklınızdan ne geçiyorsa ekleyin, ve bir süre sonra farkediceksiniz ki yüzünüz gülüyor. Gözlerinizi açtığınızda ise çok daha rahatlamış ve huzurlu hissedeceksiniz. Bunun tam tersi olarak, kötü şeyler düşünürseniz de gerginlik, endişe gibi duyguları hissedeceksiniz. İşte düşünmek, hayal kurmak aslında yaşamlarımızın bu kadar içinde, hayatlarımızı bu kadar etkiliyor. Yapılan bir araştırma sonucu da hayal gücünün ne kadar etkili olduğunu bize kanıtlar nitelikte; konservatuar piyano bölümü öğrencileri üzerinde yapılan bu çalışmada, öğrenciler iki gruba ayrılıyorlar. Her iki grubun da öncelikli olarak piyano çalarlarken beyin dalgaları inceleniyor. Daha sonraki süreçte; bir grup, haftanın her gün aktif olarak piyano çalışırken, diğer grup gözlerini kapıyor ve sadece parçaları zihinlerinden çalışıyorlar. Sonuç çok şaşırtıcı ve aslında bir o kadar ümit verici; her iki grupta da çalışma sonrası uygulanan EEG sonuçlarına göre, aktif olarak hergün piyano çalan grupla, zihinsel olarak hergün piyano çaldığını hayal eden gruptaki gelişmeler, sonuçlar aynı gözükmekte. Bunun ümit veren kısmı ise tedavi sürecinde kendini gösteriyor.

Düşüncelerimiz duygularımızı, duygularımız ise davranışlarımızı şekillendirir. Yani eğer sağlıklı düşünce yapısına sahip olabilirsek, daha iyi hissedip, daha doğru davranabiliriz. Bununla beraber eğer düşünce hatalarımız varsa da, bunların temeline inip doğru düşüncelerle yerlerini değiştirip, duygu ve davranışlarımızı istediğimiz gibi şekillendirebiliriz. Buraya kadar anlatmak istediğim aslında hayal kurmanın her yaşta hayatımız için ne kadar önemli olduğunu vurgulamak içindi. İlk hayallerimizi ise çok küçük yaşlarda kurmaya başlıyoruz. İlk oyuncak, duyulan ilk hikaye... Bu yüzden de işte tam da bu noktada ailelere çok büyük iş düşüyor. Hangi yaşta hangi oyuncak ve hikayenin çocuğunuz için daha faydalı olacağını araştırmalı ve bu doğrultuda seçimler yapmalısınız. Bunun için önce hikayenin çocuk yaşamındaki önemini vurgulamak istiyorum ki böylece yapacağınınz tercihlerin ciddiyetini daha iyi kavramış olacaksınız...

Okul öncesi dönemde, çocuklara okunan/anlatılan hikayelerin sağladıkları, ileriki dönemlerde onlar için çok büyük önem taşımaktadır. Çocuk masalları ve Hikayeleri  çocuklara anlatılmak ve öğretilmek istenilen herşeyi dolaylı yoldan ifade etmenin en güzel yoludur. En önemli faydalarından biri, okunan bu hikayelerin çocukların ruhsal ihtiyaçlarını karşılamasıdır; başarma ihtiyacı, bilgi ihtiyacı, sevme ve sevilme ihtiyacı, güven ihtiyacı, bir gruba ait olma ihtiyacı, değiştirme ihtiyacı, estetik ihtiyacı, oyun ve bunun gibi birçok ruhsal durumu, yaşamlarından önce dinledikleri hikayelerde deneyimlemektedirler ve bu durum çocukları yaşam gerçeklerine hazırlamaktadır. Bu beraberinde, çocuğun sosyal ve duygusal gelişimini desteklemektedir. Aynı zamanda hikayeler, çocukların alıcı ve ifade edici dillerinde ilerlemelere olanak tanımaktadır. Çocuğun kavram gelişimini arttırırken zihinsel gelişimine katkıda bulunur ve olmayanı düşünmesine yani hayal kurmasına olanak verir. Bu da çocukların gelişmekte olan iç ve dış dünyasına katkıda bulunur ve yaratıcı düşüncelerini harekete geçirir. Bir diğer önemli şey ise çocuk dinlemeyi öğrenir. Burada önemli başka bir konu karşımızda çıkmaktadır.

Çocuğunuza hikaye okurken ses tonunuz son derece önemlidir. Uygun bir ses tonu, yumuşak ve sakin bir anlatım kullanılmalıdır. Fakat masalın gelişimine göre ses tonunuzda ayarlamaları mutlaka yapmalısınız. Heyecanlı bir öyküyü çocuğunuza durağan bir şekilde okursanız, ilgisini toplayamayacak, hikayeden büyük ihtimal kopacaktır. Ya da bazı yerlerde abartarak aşırı yüksek ses kullanmak, korkunç sesler çıkartmak çocuğunuzu gereksiz yere korkutabilir. Hikayeyi çocuğunuza okumadan önce siz kendi kendinize okuyun, masaldaki kahramanları seslendirmek ve onları taklit etmek, bazı efektler kullanmak; hem çocuğunuz için çok güzel bir deneyim olacaktır, hem de onun verdiği tepkileri izlemek sizin için çok keyifli olacaktır. Tüm bunların dışında masal okumak çocuğa özel ve kaliteli zaman ayırmak açısından da çok değerlidir.

Özetle kitaplar çocuklara; anne, baba, kardeş dışında ilişki kurabilecekleri yeni arkadaşların, başka insanların yer aldığı çevreyi tanıtır. İçinde sorunların, sevinçlerin, dayanışmanın ve paylaşımın olduğu bu ilişkileri örneklendirerek, çocuklara yaşayabilecekleri sorunların çözümüne ilişkin ipuçları sunar. İyi seçilmiş bir çocuk kitabı, çocuğun düşünme, sorun çözme ve yaratıcılık gücünü arttırır, çocukta doğaya karşı ilgi uyandırır, sevgiyi aşılar, gelişim düzeyine uygun davranmasına katkıda bulunur ve dilini geliştirmesini sağlar. Ayrıca çocuğun resim, drama, müzik gibi sanat alanlarına karşı ilgi duymasına da zemin oluşturabilir. Yani çocuklar bir yandan yetenek yelpazelerini geliştirirken, öte yandan günlük yaşantılarını kolaylaştırıp renklendirirler.

Çocukları olabildiğince erken dönemlerde kitapla tanıştırmak çok önemlidir. Kitap okunan bir evde büyüyen çocuğun, akranlarında daha ileri algı düzeyine sahip olduğu bilinmektedir. Çocuklara kitap okumayı zorunlu bir görevden çıkarıp, eğlenceli bir alışkanlık haline getirmedeki en önemli etken, yaşlarına ve isteklerine uygun kitap seçmekten geçer. Burada dikkat etmeniz gerkenler;

 0-3 yaş dönemi çocuklar: Yeni doğan bebekler için bez ve hışırtı sesleri çıkaran, yazısız ya da çok az yazılı kitaplar uygundur. Altıncı aydan itibaren, bebek dünyayı dokunarak keşfetmeye başlar. Bunun için içinde farklı dokuların bulunduğu, “dokun-hisset” serisi olarak adlandırılan kitapları tercih edebilirsiniz. 1 yaştan itibaren çocuğun dil gelişimiyle beraber, içinde kısa hikayelerin ve her sayfada bir iki cümlenin olduğu kitaplar, çocuğunuz için faydalı olur. 2-3 yaşındaki çocuklar dokunarak ve dinleyerek öğrenirler. Hayvanlarla, çocuklarla, yiyeceklerle ve araçlarla ilgili olan kitaplar ilgilerini çeker. Okuduğunuz kitapların içinde onun bildiği nesnelerin olmasına dikkat edin. Renkli ve sevimli karakterler ve kısa cümlelerle anlatılmış masallar, bu dönem çocukların ilgisini çekmektedir.

 3-6 yaş dönemi çocuklar: Bu dönemde kısa hikayelerin yanı sıra masallar da okuyabilirsiniz. Hoşlarına giden bir masalı defalarca dinlemek isteyebilirler, hatta ezbere kendileri de eşlik edebilir, siz sıkılmadan her istediklerinde okuyun, çünkü tekrarın öğrenmede etkisi çok büyüktür. Bu yaş dönemindeki çocuklara, içinde rakamların, çocukların ve hayvanların olduğu kitaplar okuyun. Bununla beraber okul, aile ve arkadaş temalı masalları da çok severler. Kahramanlara ilgilerinin arttığı bu dönemde, bu tarz kitaplara da çokca ilgi göstereceklerdir. Sık sık kitaptaki karakterlerle ilgili soru sorun, bazen beraber hikayenin sonunu yeniden oluşturun, bu yaratıcı düşünmelerine yardımcı olacaktır.  

Okul dönemi:

Okulun ik yıllarında çocuk hala somut düşünce evresinden tam çıkmış değildir. Çoğunlukla çocuk kahramanların hikayelerinden hoşlanırlar. Doğal yaşam ve hayvanlara olan ilgileri devam eder. Okumayı sökmeleriyle de beraber artık daha çok yazı, daha az resim olan kitapları beğenebilirler ama yine de seçtiğiniz kitapların resimli olmasına dikkat edin. Çünkü hala somut düşünce evresinde oldukları için, zihinlerinde canlandırmakta zorlandıklarında, resimler ve görsellik ilgilerini canlı tutar. 10 yaş civarında gelişmeye başlayan soyut düşünce ile, ilgi alanlarına yönelik kitaplar seçmeye başlarlar. Mizah, macera gibi konulara veya dergilere ilgi gösterebilirler. Kitap seçiminde yaşa uygun olmasının önemli olduğu kadar, çocuğunuzun seçimi de önemlidir, mutlaka buna saygı gösterin!!

Buraya kadar bahsettiğim kısımda hikayelerin, hayal kurma, yaşamı deneyimleme, problemlere çözüm yolu bulma gibi etkilerinin altını çizdim. Bununla beraber hikayeler bir terapi çeşidi olarak da kullanılmaktadır. Disleksi ve konuşma bozukluğu sınıfı altında adlandırabileceğimiz çocuklarda, masallarla terapi uygulamaktadir. Sonuç olarak ise çocuklarda kelime sayısında artış, artikülasyon bozukluklarında azalma ve konuşmada akıcılık görülmektedir... Yani çocuk hikayeleri yalnızca psikolojik ya da zihinsel düzeyde değil, nörolojik düzeyde de çok büyük önem taşımaktadır. Şunun da altını çizmek gerekir ki bu terapi tekniklerini bulan kişiler de hayal güçleri sayesinde bu sistemleri geliştirmişlerdir. Hayal kurmayı asla bırakmayın ve unutmayın ki masal olması gerçek olmayacağı anlamına gelmez... Uzman Klinik Psikolog Ceyda USKAN

Etiketler: , , , ,

7 Aralık 2014 Pazar

Keloglan Masallari

Keloğlan türk masallarının en önemli kahramanıdır. Nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelen Keloğlan. Dürüstlüğünün yanında kelliği ve tembelliği her masalın ana konusunu oluşturuyor. Kurnaz zekasıyla her zorluğu aşan bu dürüst kahramanımız türk masal severlerin en çok beğenilen karakterleri arasında yer alıyor. Keloğlanın masallarındaki ana düşünceyi anlatan keloğlan şarkısı; Ben bir garip Keloğlanım Eşeğimin yok palanı Varım yoğum doğruluktur Hiç de sevmem ben yalanı. Kocakarı bir anam var Birkaç tavuk bir de inek Her gün konar kel kafama Evsiz kalmış birkaç sinek. Keloğlanım budur özüm Haram malda yoktur gözüm Garip hakkı yiyenlere Elbet vardır birkaç sözüm Bir eşeğim var bir de sazım Kendimden başkasına geçmez nazım Çoktan beri açlıktan kokar ağzım -Bana bir saray kızı lazım. Keloğlan masallarını okuyabileceğiniz bir site öneriyorum. Gerçekten kaliteli keloğlan masalları yer alıyor.
 Tıklayın = Keloğlan masalları

Etiketler: , ,

17 Mart 2012 Cumartesi

Masal dinle



Masal dinlemek

Çocuklar için masalların önemi;

Masallar, çocukların hayal gücünü geliştirir, dil yetisini güçlendirir.
Çocukların gelişiminde en önemli etken şüphesiz masallardır. Masallar, çocukları içinde yaşadıkları ortamdan uzaklaştırıp bambaşka diyarlara götürmektedir. Masallarda anlatılan çeşitli hikayelerde iyilerin, doğrunun galip geldiği her zaman iyilerin kazandığı mutlu sonlar ve yaşanmış gibi anlatılan hikayelerden alınan dersler çocukların hayat karşısında ne yapması gerektiğinin kısa bir özetidir.

Her zaman iyinin, doğrunun kazandığı masalları çocuklarınıza dinletmeyi unutmayınız.

Masal dinle

Etiketler: , , ,

26 Şubat 2012 Pazar

Oyun oyna

Ücretsiz online oyun oynama platformunuz! Yarış oyunları, spor oyunları ve daha fazlasının dahil olduğu ücretsiz online oyunları OYUN diyarında oynayın. Site başlığı; Oyun oyna Site adı: http://oyundiyari.net Site içeriği: Çocuklar için eğlenceli ve Oyun oynar, oyun sitemizde yer alan oyun kategorileri; Kategoriler; Barbie Oyunları Ben 10 Oyunları boyama oyunlari cizgi Film Oyunlai cocuk oyunlari Disney Oyunlari Eğitici Oyunlar Türkiye'nin en güzel oyunlar sitesinde binlerce süper ve yeni online flash oyunları seni bekliyor. Oyunlar'da oyunları oynamak bir başka güzel. Giydirme Oyunları Kategorilenmemiş Keloğlan Oyunları kiz oyunlari Masal Diyarı Oyunları Puzzle Oyunları Yarış Oyunları Zeka Oyunları Tüm Oyunlar çocuklar için ücretsiz. (bedava) Anahtar kelimeler: oyun, oyunlar, oyun oyna, oyun diyarı, çocuk oyunları Türkiye'nin En Net OYUN sitesinde,en güzel Araba,Mario,Barbie,Futbol,Zeka,Çocuk OYUNLARI ve bir çok kategoride OYUNLAR Oyna.

Etiketler: , , , ,

22 Şubat 2012 Çarşamba

RAPUNZEL

RAPUNZEL



Bir zamanlar yoksul ve dul bir kadın varmış. Oğlu çok tembel bir delikanlı olduğu için paraları yok denecek kadar azmış. Bir gün o kadar zor bir duruma düşmüşler ki, kadıncağız ellerinde kalan tek mal varlığını, Süt Beyazı isimli ineklerini satmaya karar vermiş. Oğluna ineği pazara götürüp satabileceği en iyi fiyata satmasını söylemiş.
Dalikanlı pazara giderken yolda tuhaf bir yaşlı adama rastlamış. Yaşlı adam ineğe bir göz atmış ve delikanlıya, “Bak çocuğum, bana bu ineği verirsen karşılığında sana çok değerli şeyler veririm,” demiş. Sonra cebinden beş fasulye tanesi çıkarmış.
“Fasulye tanesi mi?” demiş delikanlı tereddütle.”
“Ama bunlar sihirli,” demiş yaşlı adam. Adam öyle deyince bu iş delikanlının aklına yatmış ve fasulyeler karşılığında Süt Beyazı’nı yaşlı adama vererek yaptığı değiş tokuştan memnun, eve dönmüş.
“Anne! Bak elimde ne var!” diye seslenip olanları anlatmış delikanlı eve dönünce. Ama annesi ona çok kızmış. Fasulye tanelerini dışarı, eline geçirdiği tavayı da delikanlıya fırlatmış. Sonra da ceza olsun diye onu odasına yollamış ve ona yemek vermemiş.
Sabah olunca delikanlı gözlerine inanamamış. Yatak odasının penceresinden, dışarıda bir bitkinin hızla büyüdüğünü görmüş. Bu ne bir ağaç, ne de dev bir ayçiçeğiymiş; göğe doğru büyümüş sihirli bir sırık fasulyesiymiş. Delikanlı hemen pencereden sarkıp sihirli fasulyeye tutunmuş ve tırmanmaya başlamış.
Yarım saat sonra kendini, her şeyin normalden daha büyük olduğu garip bir ülkede bulmuş. Tarlaların ötesinde çok büyük bir ev varmış. Delikanlı evin yanına gidip kapıyı çalmış. Kapıyı bir kadın açmış.
“Yiyecek bir şeyiniz var mı?” diye sormuş delikanlı.
“Var,” demiş kadın. “Ama dev kocam gelince ortadan kaybolman gerek. Çünkü çocuklara hiç dayanamaz, onları hemen yer.”
Delikanlı tam bir şeyler yemek üzere sofraya otururken dışarıdan birinin gür bir sesle şunları söylediğini duymuş:
“Fee-fi-fo-fum,
işte bir çocuk kokusu duydum.
Ölü de olsa, diri de olsa güzeldir onları yemek.
Kemiklerini öğütür, yaparım kendime ekmek.”
“Fırına saklan. Hemen!” demiş kadın delikanlıya. Sonra da kocasına, “Ne çocuğu hayatım, dün kediye verdiğim et parçalarının kokusunu aldın herhalde,” diye seslenmiş.
Yemekten sonra dev kese kese altınlarını saymaya başlamış. Kısa bir süre sonra altın saymaktan yorulup uykuya dalmış. Deliknalı saklandığı yerden çıkıp bir kese altın almış. Keseyi sihirli fasulyesinden aşağıya atmış, ardından fasulyenin sırığına tutuna tutuna aşağıya inmiş. Annesi artık şanslarının döndüğüne bir türlü inanamamış.
Ama birkaç ay sonra ellerindeki tüm altınlar bitmiş. Delikanlı tekrar sihirli fasulyesine tırmanarak devin yaşadığı ülkeye gitmiş. Devin karısı bu kez ona kuşkucu bir şekilde davranıyormuş.
“Geçen gelişinde bir kese altınımız kayboldu,” diye iğnelemiş onu. Ama yine de delikanlıyı içeri almış.
Çok geçmeden dev çıkagelmiş. “Fee-fi-fo-fum,” diye bir şarkı söylüyormuş. Bunu duyan delikanlı hemen yine fırına saklanmış.
“Ne çocuğu, hayatım,” demiş devin karısı. “Dün yediğin piliç haşlamanın kokusunu duydun herhalde. Sen etli böreğini yemene bak!”
Yemeğini bitirdikten sonra dev, karısına, “Kadın, bana tavuğumu getir,” demiş. Karısı hemen tavuğu getirmiş. “Yumurtla!” diye emretmiş dev ve delikanlının hayret dolu bakışları altında tavuk altın bir yumurta yumurtlamış. Tabii delikanlı tavuğu da alıp evine götürmüş.
Delikanlı ile annesi böylece zengin olmuşlar. Ama bir yıl sonra çocuk şansını bir kez daha denemeye karar vermiş ve tekrar sihirli fasulyesine tırmanmış. Bu sefer eve, devin karısına görünmeden girip, bir bakır tencerenin içine saklanmış.
Dev girmiş içeri. “Fee-fi-fo-fum,” diye başlamış yine tekerlemesine.
“Eğer bu yine o lanet olası çocuksa, fırına bak hayatım, kesin oradadır,” demiş karısı.
Delikanlı orada değilmiş tabii ki.
“Buralarda bir yerde, eminim,” diye gürlemiş dev, ama karısıyla birlikte evin altını üstüne getirmelerine rağmen onu bulamamışlar.
Bu sefer dev yemekten sonra altın bir harp çıkarmış ortaya. “Söyle!” diye emretmiş ve harp ninniler söyleyip onu uyutmuş. O an delikanlı bu harpı her şeyden çok istediğini anlamış. Horlamakta olan devin dizine tırmanmış, masaya atlamış ve harpı kapmış.
“İmdat!” diye bağırmış harp. Delikanlı, sırtında harp, masadan aşağıya atlamış. Dev peşine takılmış. Delikanlı sihirli fasulyesini yarıladığında harp, “İmdat!” diye bağırmış yine. Dev delikanlının peşinden sırık fasulyesine atlamış.
Delikanlı aşağıya ulaşınca, “Anne! Çabuk bir balta getir,” diye bağırmış. İkisi birlikte sihirli fasulyeyi baltayla kesmeye başlamışlar. Bir süre sonra sihirli fasulyeyle birlikte dev de yere düşmüş ve anında ölmüş.
“Üf!” demiş çocuk. “Az kalsın gidiyorduk!”
O günden sora delikanlıyla annesi zenginler gibi yaşamışlar. Onlar söyledikçe tavuk altın yumurta yumurtluyormuş. İnsanlar altın harpı dinlemek için onlara para ödüyorlarmış. Delikanlının güzel bir prensesle evlendiği de söyleniyor. Kim bilir belki de gerçekten evlenmiştir.

Etiketler: , , , ,

21 Şubat 2012 Salı

Kısa masallar

Kısa masallar Hayvan masalları genellikle kısa masallardır. La Fontaine masalları bu türün en güzel örnekleridir. Şeyhi’nin Har-nâme adlı eseri de Divan edebiyatındaki hayvan masalları türüne örnek gösterilebilir. Kısa Hikaye (Öykü) gerçek ya da gerçeğe yakın bir olayı aktaran kısa düz yazı şeklindeki anlatıya öykü veya eski adıyla hikâye denir. Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır. Öyküde, olayın geçtiği yer sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Karakterler belli bir olay içinde gösterilir. Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır. Konu tümüyle düş ürünü olabilir, ya da son derece gerçekçidir. Genellikle ironik bir rastlantı yoluyla yaratılan özel bir an üzerindeki yoğunlaşma sürpriz sonlara olanak verir. Eski Yunan’daki fabl ve kısa romanslar, Binbir Gece Masalları öykünün habercileridir. Ama öykü ancak 19. yüzyılda romantizm ve gerçekçilik akımlarının yaygınlaşmasıyla edebi bir tür haline gelebildi. Edgar Allan Poe’nin Grotesk ve Arabesk öyküleri adlı eseriyle yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde değil Avrupa’da da etkili oldu. Almanya’da Heinrch von Kleist, ve E. T. A. Hoffmann, psikolojik ve metafizik sorunları öykülerinde masalsı bir anlatımla yansıttılar. 20. yüzyıla girildiğinde öyküler ilk kez genellikle gazete ve dergilerde yayınlanıyor ve bu yüzden gazeteciliğe özgü yerel renkler taşıyordu. Bret Harte’nin öyküleri, Ruyard Kipling’in Hindistan’daki yaşamı anlatan öyküleri, Mark Twain’in Missisippi ve O. Henry'nin öyküleri bu özelliktedir. Rusya’da Gogol, Dostoyevski, Turgenyev ve Çehov’un öyküleri, öykü türünün edebi eserler arasında sağlam bir yere oturmasına büyük katkı sağladı. Türkiye'de öykü ya da hikaye kavramı diğer yeni türler gibi Tanzimat'tan sonra edebiyatımıza girmiştir. Öykünün bizdeki ilk gerçek temsilcisi olarak Ömer Seyfettin'i görmek mümkündür. Falaka,Başını Vermeyen Şehit,Pembe İncili Kaftan gibi dönemin sosyal olaylarını gözler önüne seren Ömer Seyfettin çok sayıda hikayesiyle Türkiye'de hikayeciliğin gelişmesine çok büyük katkı sağlamıştır.

Etiketler: , , , , ,